Tag Archive | "planı"

Tutuklanan Askerlerin Listesi


”Balyoz Planı” iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında mahkemeye sevk edilen eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan ile emekli Korgeneral Engin Alan tutuklandı.

Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarınca sorgulanan emekli Orgeneral Doğan ile emekli Korgeneral Alan, İstanbul Nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce tutuklandı. Aynı soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen iki muvazzaf subay, sivil memur olduğu belirtilen bir kadın ile emekli Albay Altan Batıbay, savcılık sorgularının ardından serbest bırakıldı.

Org. Çetin Doğan’ın avukatı yaptığı açıklamada, “Benim müvekkiliminde sorgusuna başsavcı vekili girmeli, aksi halde bu sorgulamaya itiraz edeceğiz” dedi.

31 asker tutuklandı

Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarınca sorgulandıktan sonra dün İstanbul Nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edilen 7 muvazzaf subay ile emekli Kurmay Albay Bülent Tunçay’ın tutuklanmasına karar verildi. Ayrıca Mahkemeye sevk edilen Tümamiral Semih Çetin, Tuğamiral Turgay Erdağ ve eski Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırmalar ve Etüt Merkezi Başkanı emekli Tuğgeneral Süha Tanyeli tutuklandı.

Nöbetçi mahkemeye sevk edilen Albay Mehmet Yoleri ise sağlık sorunları nedeniyle serbest bırakıldı.

Böylece, soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen 48 kişiden, 31 muvazzaf ve emekli asker tutuklanmış oldu.

Tutuklananlar

- Tuğamiral Aziz Çakmak
- Tuğamiral Turgay Erdağ
- Tümgeneral İhsan Balabanlı
- Tümgeneral Bekir Memiş
- Tümamiral Cem Ramazan Gürdeniz
- Tümamiral Semih Çetin
- Emekli Korgeneral Metin Yavuz Yalçın
- Emekli Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü
- Emekli Tuğgeneral Mehmet Kaya Varol
- Emekli Tuğgeneral İzzet Ocak
- Eski Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırmalar ve Etüt Merkezi Başkanı emekli Tuğgeneral Süha Tanyeli
- Emekli Tümamiral Özür Karabulut
- Emekli Tümamiral Ali Deniz Kutluk
- Kurmay Albay Ali Rıza Sözen
- Kurmay Albay Ali Türkşen
- Albay Abdullah Zafer Arısoy
- Albay Hasan Basri Aslan
- Albay Yüksel Gürcan
- Yarbay Hanifi Yıldırım
- Yarbay Levent Çehreli
- Yarbay Ertuğrul Uçar
- Yarbay Taylan Çakır
- Albay Recep Yıldız
- Albay Mustafa Öncel
- Albay Murat Özçelik
- Emekli Kurmay Albay Ümit Özcan
- Emekli Albay Kubilay Aktaş
- Emekli Albay Emin Küçükkılıç
- Emekli Albay Suat Aytın,
- Emekli Albay Ali İhsan Çuhadaroğlu
- Emekli Albay Bülent Tunçalp
- Emekli Org. Çetin Doğan
- Emekli Korgeneral Engin Alan

Tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalanlar

- Emekli Orgeneral İbrahim Fırtına
- Emekli Oramiral Özden Örnek
- Emekli Orgeneral Ergin Saygun
- Emekli Korgeneral Ayhan Taş
- Emekli Koramiral Lütfi Sancar
- Emekli Tuğgeneral Ahmet Baki Erdoğan
- Emekli Tuğgeneral Gaffur Aksu
- Emekli Tuğamiral Engin Baykal
- Kurmay Albay Muharrem Nuri Alacalı
- Albay Mehmet Yoleri
- Albay Cengiz Köylü
- Albay Tayfun Duman
- Emekli Kurmay Albay Ahmet Metin Dikici
- Emekli Albay Yusuf Ziya Toker
- Emekli Albay Musa İstek
- Emekli Albay Mustafa Çalış
- Emekli Astsubay Arif Erşan
- Emekli Albay Altan Batıbay

Kategori : Darbe GünlükleriComments (0)

Gerçekten de böyle bir plan yapılmış olabilir mi? Camileri bombala, savaş uçaklarını düşür, askeri darbe yap…


Orgeneral Edip Başer: Asker her deli saçmasına cevap mı verecek?

Terörle Mücadele Eski Özel Koordinatörü emekli Orgeneral Edip Başer: “Var olan bir senaryo çalışmasına saçma sapan eklemeler yapılmış. Silahlı Kuvvetler’in cami bombalaması mümkün mü?” Başer, Genelkurmay açıklamasının soru işaretlerini gidermediği yorumuna “İletişimde sorun olabilir” yanıtını verdi.

Balyoz Planı iddialarının olduğu dönemde TSK komuta kademesinde yer alan emekli Orgeneral Edip Başer, Taraf gazetesinde yazılanları “deli saçması” olarak nitelendirerek “Bu milletin evlatlarından kurulu bir Silahlı Kuvvetler, bu milletin mukaddesi olan camiye bomba atıp, kendi uçağını düşürebilir mi? Bunlar mümkün değil. Var olan senaryo çalışmasına eklemeler yapılmış” dedi.

Ancak Başer’in net bir dille reddettiği darbe iddialarıyla ilgili aynı saatlerde Genelkurmay’dan gelen yazılı açıklamanın “kararsız” üslubu, bir kez daha askerin medya çağında kamuoyuyla iletişim ve kendisine yönelik iddiaları tatminkâr bir dille yanıtlamak konusunda yaşadığı sıkıntıyı gözler önüne serdi.

Taraf’taki iddiaların TSK’yı karalamak isteyen “hastalıklı ruhların” eseri olduğunu söyleyen Başer, “41 yıl boyunca Silahlı Kuvvetler’de böyle bir senaryo çalışması görmedim. Evet geri bölgede çeşitli senaryolarda asayiş ve emniyetin sağlanması için başvurulacak tedbirler vardır. Bunların planlaması barış zamanında yapılır.

Örneğin bir hainler grubunun camiyi bombalaması, iç çatışma ya da insanların birbirine düşman olması durumunda asayişin sağlanması… Bu durumda mülki amirler asayiş konusunda yardım talep ederse diye planlama yapılır. Zaman zaman bu planlar gündeme gelir, personel, er erbaş bu plana göre eğitilir.”

Başer, Türkiye’de “Böyle senaryo görmedim” dediği son 41 yılda askeri darbeler olduğunun hatırlatılması üzerine, “Evet ancak onlarda hiçbir zaman böyle tatbikatlarla oturulup geniş katılımlı senaryo çalışmaları yapılmadı. Komutanlar müdahaleyi gerekli gördüğünde bazı adımlar atmışlardır.”

TSK açıklamasının, darbe senaryosu çalışmasını net bir dille reddetmediği ve kafa karıştırıcı olduğunun hatırlatılması üzerine “Genelkurmay’da iletişim konusunda sıkıntılar olabilir. O konuda ne yapılması gerektiğine Genelkurmay Başkanı karar verecektir” dedi.

Başer, Genelkurmay’ın cami bombalaması iddiasına yanıt vermemiş olması konusunda ise “Silahlı Kuvvetler neden teferruata girsin. Her saçmalıkla vaktini harcamak zorunda mı? Birileri var olan bir senaryoyu ele alıp var olması mümkün olmayan bir hazırlıkla sanki bütün unsurların ele alındığı bir darbe planı varmış gibi takdim ediyor. Bana göre akla ziyan şeyler.”
Başer ayrıca “Silahlı Kuvvetler’e saldırılar günlük vaka haline geldi. Her gün çıkıp savunma yapmak uygun görülmeyebilir. Burada oynanan oyunu görmek lazım” dedi.

Kategori : GündemComments (0)

“Balyoz”da “tutuklanacaklar” arasında yer aldıkları iddia edilen gazeteciler açıklama yaptı


”Balyoz Planı”na ilişkin iddialar kapsamında ”tutuklanacaklar” listesinde yer aldığı ileri sürülen gazeteciler adına bir açıklama yapan Nazlı Ilıcak, ”Özellikle parlamentoda temsil edilen siyasi partileri harekete geçmeye davet ederken adları ‘tutuklanacaklar’ listesinde yer alan gazeteciler olarak bizler de suç duyurusu yapacağımızı bu vesile ile açıklıyoruz” dedi.

Grand Cevahir Otel ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Ilıcak, Türkiye’nin uzun yıllardan beri askeri darbelere maruz kalan bir ülke olduğunu öne sürdü.

Ilıcak, ”27 Mayıs 1960′da başlayan süreç, 50 sene geçmiş olmasına rağmen hala sona ermedi. 21′inci asra adım attığımız yıllarda da askerin yoğun bir şekilde siyasete müdahalesinden kurtulamadığımız peş peşe ortaya çıkan belgelerden anlaşılıyor” diye konuştu.

Taraf gazetesinin 20 Ocak 2010 tarihinden itibaren konuyla ilgili haberler yayımlanmaya başladığını belirten Ilıcak, ”Harp oyunu” hazırlıklarının ardına gizlenen ayrıntılı bir darbe planının söz konusu olduğunun görüldüğünü söyledi.

”Harp oyununda bir iktidarın devrilmesi, yeni bir hükümetin kurulması, çeşitli bürokratların görevden alınmasının yeri olmayacağı açıktır” diyen Ilıcak, şöyle devam etti:

”TBMM, sıkıyönetim ilanına onay vermediği takdirde alçaktan uçak uçurarak yasama organının tehdit edileceği de yine aynı planda belirtilmektedir. Sözde harp oyununda gazeteciler ‘tutuklanacaklar’ ve ‘faydalanılacaklar’ diye tasnif edilmiştir. 137 meslektaşımızın boynuna onların iradesi dışında ‘işbirlikçi’ yaftasının asılmasını kınıyoruz. Özellikle parlamentoda temsil edilen siyasi partileri harekete geçmeye davet ederken adları ‘tutuklanacaklar’ listesinde yer alan gazeteciler olarak bizler de suç duyurusu yapacağımızı bu vesile ile açıklıyoruz.”

”ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULMALI”

Parlamentonun darbe eğilimlerinin önünü kesecek ve darbecilerin etkin bir şekilde yargılanmasını sağlayacak adımlar atabileceğini belirten Ilıcak, şunları söyledi:

”5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11/d maddesinin askerin iç güvenlik alanında kullanılmasına dair hükümleri (EMASYA Protokolü) iptal edilmeli. Anayasanın 145. maddesine farklı yorumlara sebebiyet vermeyecek şekilde netlik kazandırılmalı, askeri yargı hiç değilse askerlik hizmet ve görevleri ile sınırlı bir alanda faaliyetini sürdürebilmeli. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Askeri Yargıtay kaldırılmalı. İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi iptal edilerek ‘Cumhuriyeti korumak ve kollamak” tanımının yanlış değerlendirilmesi sonlandırılmalı. Bunun altını çiziyorum. Bu kanunun bu maddesi veya Anayasa’daki hiçbir hüküm Türk Silahlı Kuvvetleri’ne siyasete müdahale hakkı vermemektedir. Her müdahale bir fiili durumdur. Yasal bir temeli yoktur. Meclis’e bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Meclis bir araştırma komisyonu kurup gelişmelere vakit geçirmeden el koymasının doğru olacağını düşünmekteyiz.”

Böyle bir komisyonun siyasi partilerin müştereken inisiyatif almasına imkan vereceğini dile getiren Ilıcak, bunun kutuplaşmaları azaltarak aydınların sorumluluk duygusuyla birlikte hareket etmesinin beklendiği bu hassas dönemde kısır tartışmaları engelleyeceğini savundu.

Ilıcak, basın toplantısının ardından katılanlarla birlikte Beşiktaş’taki özel yetkili ağır ceza mahkemesine gidip şikayet dilekçesini sunacaklarını belirterek, şunları kaydetti:

”Balyoz Harekat Planı’nı hazırlayanlar TCK’nın 309, 311 ve 312. maddelerini ihlal etmişlerdir. Nedir bu maddeler? Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni, TBMM’yi, hükümeti ortadan kaldırmaya veya engellemeye teşebbüs suçunu işlemişler, bu arada 37 gazetecinin de tutuklanacağını belirtmişlerdir. Darbe suçundan etkilenecek gazeteciler olarak biz suç duyurusunu yapıyoruz.”

Basın toplantısına Mehmet Altan, Abdurrahman Dilipak, Cengiz Çandar, Ekrem Dumanlı, Hasan Celal Güzel, Ali Bayramoğlu, Sadık Albayrak, Etyen Mahçupyan’ın da aralarında bulunduğu 26 gazeteci katıldı.

AA

Kategori : Derin DevletComments (0)

2004′te iki askeri darbe planının başarısız olduğu ortaya çıkmıştı… Sonrasında bir askeri darbe tehdidi daha yaşanmış; işte o darbenin planı


İddiayı ilk kez Taraf gazetesi yazarı Yasemin Çongar, 8 Nisan tarihli köşe yazısında ortaya atmıştı. Ardından Milliyet yazarları Taha Akyol ve Hasan Cemal’in daha ileri bilgileri köşelerine taşımasıyla ortaya çıkan iddia şöyleydi: Abdullah Gül’ün TBMM Genel Kurulu’nda cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine, CHP ve DSP’nin “367 oy çoğunluğu gerektiği” görüşüyle Anayasa Mahkemesi’ne dava açmasından sonra, dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Karahanoğlu’nun Anayasa Mahkemesi’nin asker üyelerine, davayı kabul etmeleri için baskı yapmıştı. Telefon etmiş, Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunun tele-konferans yöntemiyle dinlediği konuşmasında, “367 kararını siz çıkartmazsanız, biz yönetime el koyacağız” diye özetlenebilecek darbe tehdidinde bulunmuştu. Anayasa Mahkemesi üyeleri bu baskıya karşı çıkmış, dönemin mahkeme başkanı Tuğcu “Torunlarıma anlatamam” itirazıyla ağlamıştı.

Aynı dönemde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da “367 kararı reddedilirse, ülkenin karışacağını” söylemiş, bu sözün yarattığı tepki sürerken, Anayasa Mahkemesi açılan davayı haklı bulmuş, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçimi iptal edilmiş ve erken genel seçime gidilmiş, daha sonra cumhurbaşkanı seçimi tekrarlanmış, Gül bu kez MHP’nin de desteğiyle 367 çoğunluk sağlanarak cumhurbaşkanı seçilmişti.

GEÇ GELEN YALANLAMALAR

“Ya 367 ya darbe” iddiası, olaydan yaklaşık 1 yıl sonra, mahkemenin bazı üyelerinin bazı siyasetçilerle paylaşması sonucu, basına yansıdı.

Yasemin Çongar, Taha Akyol ve Hasan Cemal dışında, Milliyet’ten Güneri Cıvaoğlu, Zaman’dan Ekrem Dumanlı, Star’dan Eser Karakaş ve Mustafa Erdoğan ile Radikal’den İsmet Berkan da konunun üstüne giderek, iddianın muhataplarından açıklama yapılmasını istediler.

Taraf gazetesi, geçen cuma günü, iddianın ortaya atılmasının üzerinden 10 gün geçtiği, çok sayıda yazar bu konuda yazdığı halde, muhatapların hiçbir açıklama yapmamasına dikkat çekerek “Demek ki doğruymuş” başlığıyla konuyu manşete taşıdı.

Aynı gün dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu, kısa ve yazılı bir açıklama yaparak, “ne asker ne sivilden bu konuda en küçük bir ima dahi gelmediğini” duyurdu.

İddianın ortaya atılmasından 13 gün sonra ise hem Tülay Tuğcu, hem de dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Karahanoğlu, önce Radikal gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Yetkin’e, bugün de Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bila’ya ayrıntılı röportajlar vererek, iddiayı yalanladılar.

DARBE YAPMANIN KURALLARI VARDIR

Karahanoğlu’nun iddiayı reddederken “Haber verilerek darbe mi olur” açıklaması yeni bir tartışma başlattı. Darbe yapmanın kuralları olduğunu ifade eden Karahanoğlu, şöyle dedi:

“Bir kuvvet komutanı, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nı veya bir üyeyi arayıp, ‘şu kararı almazsanız, darbe yapacağız’ der mi? Bunun akla sığan bir tarafı var mı? Mantıklı bir yönü var mı? Olacak iş mi? Ayrıca öyle haber verilerek darbe mi yapılır? Darbe yapmanın da kuralları vardır, gizliliği vardır. Bu bile düşünülse, iddiaların saçma olduğu anlaşılır.”

Karahanoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin Deniz Kuvvetleri kökenli üyesi Serdar Özgüldür ile de kişisel dostluğu sebebiyle zaman zaman görüştüğünü, ancak görüşmelerin hiçbirinde davaları konu etmediklerini belirterek şöyle dedi: “Deniz Kuvvetleri’nden Anayasa Mahkemesi üyesi arkadaşımla görüşürüm. Aynı üniformayı yıllardır taşımışız. Arkadaşlığımız, dostluğumuz var. Ama bu görüşmeler özel arkadaşlık görüşmeleridir ve hiçbirinde hiçbir dava konu edilmemiştir.”

Kategori : GündemComments (0)

Balyoz Planı İddası


Taraf Gazetesi’nin yayımladığı “Balyoz Güvenlik Harekât Planı”nda imzası bulunduğu iddia edilen dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan, iddiaları reddetti. “Hasta kimseler benim şahsımda Silahlı Kuvvetleri sindirmek istiyor.” dedi.

Star TV’de Uğur Dündar’a konuşan Doğan, “Herşeyen evvel Silahlı Kuvvetler meşru zeminde olmuştur. Kendisine verilen görevler bellidir. Biz, seminer, plan, tatbikat, harp oyunları yapmışızdır. Buların içeriği, konusu komuta kademesi içinde Genelkurmay Başkanlığı’na sunulur ve ordu içindeki bütün generaller tarafından da  izlenir. Bunların amacı mevcut planların yeterliliğini kontrol etmektir.” dedi.

Taraf’ta yer alan iddialar hakkında “Ruhen hasta olanlar böyle bir senaryo yaparlar. Bunu da gerçekmiş gibi kafaları bozuk insanlar gazetede yayınlar.” şeklinde konuşan Çetin Doğan, “Ordu Komutanı olarak imza atmam söz konusu değildir.” dedi.

Yaptığı bütün yazışmaların TSK arşivinde bulunduğunun altını çizen Doğan, Fatih Camii’ne bomba atılacağı ve bir Türk jetinin düşürüleceği iddilarıyla ilgili soruya, “Nasıl böyle bir şey olur! Hangi alçakça bir düşünce ile neye hizmet için bu iddia yapılır. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, TSK’da bunca yıl hizmet etmiş vatandaşların kendi kutsal mekanlarına, kendi uçağına saldırıda bulunması düşünülebilir mi!” şeklinde yanıt verdi.

DARBELERE HER ZAMAN KARŞIYIM

Planlandığı iddia edilen darbenin ardından oluşturulacak kabinenin belirlendiği ve tutuklanacak gazetecilerin listelerinin olşturulduğu iddialarını da reddeden Doğan şöyle konuştu:

“Her zaman darbelere karşı oldum. 60 ihtilalinde talebeydim. Daha sonraki planlardan da haberim olmadı. Darbelere karşıyım çünkü darbeler siyasete susamış, imkan bulamamış iyi niyetli askerlerin kullanıldığı sürece dönmüştür. İhtilal çare değildir.”

Doğan, Maya dergisinde AK Parti aleyhine yazdığı yazılar nedeniyle hakkında bu iddiaların yayıldığını öne sürdü.

Doğan, Uğur Dündar’ın bugün irtica tehlikesinin olup olmadığına yönelik sorusuna, “En yüksek mahkeme AKP’nin irticai faaliyetlerin odağı olduğu konusunda görüş bildirmiştir. Ben belli uyarıları bir vatandaş olarak yasal olarak bildirmişimdir. Bu çerçevenin dışına çıkmam söz konusu değildir” yanıtını verdi.

Kategori : GündemComments (0)


Advert

Anlık Yazışma

Arşiv