Tag Archive | "pkk"

‘PKK’ya siyaset yolu açılsın’


BDP’li Emine Ayna, terör örgütü PKK’nın demokratik siyaset içine çekilmesinin şart olduğunu savundu.

Ayna, her hafta Abdullah Öcalan’la İmralı’da görüşen avukatlarına da ‘ne dediğini’ sorduklarını söyledi
ayna

Kimileri onu ‘Şahin’ olmakla suçladı, kimileri partisi DTP’nin kapatılmasından onu açıklamalarını sorumlu tuttu. Son günlerin hedefteki ismi, eski DTP’li yeni BDP’li (Barış ve Demokrasi Partisi) Mardin Milletvekili Emine Ayna Akşam Gazetesi’nden Özleö Çelik’e konuştu.

Emine Ayna ilk kez bu kadar açık olarak, ‘PKK demokratik siyasete katılmalıdır’ dedi. Ayna’nın, ‘Kürt halkı Öcalan’ın muhatap alınmasını istiyor’ sözleri tartışmaları yeniden alevlendireceğe benziyor.

Emine Ayna, bugün partisinin Meclis’teki ilk grup toplantısında verilecek mesajları toplantı öncesi AKŞAM’a açıkladı. İşte BDP’nin ilk mesajları ve Emine Ayna’nın ‘PKK ile bağ’ sorusuna ve merak edilen tüm sorulara verdiği yanıtlar…

BEDEL ÖDEDİK AMA YAPTIK

- BDP nasıl bir çizgi izleyecek? DTP ile aynı mı olacak üslup?

Nerelerde yanlış yaptık, nasıl yapsaydık daha iyi bir sonuç elde ederdik? 1 Şubat’taki kongre sürecinde bunları tartışacağız. Eksiklerimiz oldu. Ancak BDP’ye geçerken çok şey yaptık. Mevcut iktidarı teşhir ettik. DTP’nin son iki buçuk yılda göstermiş olduğu performans sayesinde AKP iktidarı sorgulanabilir hale geldi. Belki bedelini ağır ödedik ama bunu yaptık.

- Ne oldu da açılım süreci sekteye uğradı?

Aslında iktidar, Meclis’e getirdiği tartışmayla ve Silopi’den girişlerle başka şey yapmak istedi.

Gelenlere teslimiyet dayatılmak istendi. Bu açılıma hizmet etmez. Zaten 30 yıldır teslimiyet dayatılıyor. Bu insanlar eğer teslimiyeti kabul etmiş olsalardı bugüne kadar gelir teslim olurlardı. Ancak planları ters tepti.

KANUNU BİR KENARA BIRAKIN

- Pişman olmayan bile affedildi ve çadır mahkemeleri kuruldu. İktidar bu yüzden sert eleştirilere maruz kaldı.

Öyle yapmak zorunda kaldılar. Bakın, yüz binlerce insan sokağa dökülmeseydi teslimiyet dayatılırdı. Bu insanlar o zaman ya bizi tutuklayın derlerdi ya da geri dönerlerdi. Orada yüz binlerce insanın hazır olması serbest bırakılmalarını sağladı.Yok kanuna uyuldu mu, uyulmadı mı?Bunları bir kenara bırakın. Şu söylediklerim de yasaya uygun değil. Ben yasalar değişmeli diyorum. Kürt sorununa mevcut kanunlar çerçevesinden bakarsak bu sorunu çözemeyiz.

SİNİRLERİM BOZULDU, DEDİM

- Adalet Bakanı açıklama yaptı. Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilenlerin koşulları aynı dedi.

Gidip gördüler ve değiştirdiler ama. Hem bunu yapıp tahrik edeceksin. Aynı gün 8 Aralık’ta Anayasa Mahkemesi’nin esastan görüşeceği açıklandı. Atmosferden partinin kapatılacağı belliydi. Genel Merkez çıkışı gazeteciler ‘Bu açılımı nasıl etkiler?’diye sorunca, dalga geçiyorlar bizimle diye düşündüm. Sinirlerim bozuldu ve ‘Açılım bitmiştir’ dedim.

DEVLETTEN KORUMA İSTEMEM

- Tehdit alıyor musunuz? Devletten koruma ister misiniz?

Ben tehditlerle karşı karşıya gelmemek için mektuplarımı kendim açmıyorum. Meclis’teki e-mail’i kullanmıyorum. Ancak tehdit alan arkadaşlarımız var. Linç kampanyası yürütülürken ben devletten nasıl koruma isteyeyim?

- Peki İmralı ile bağınız hangi boyutta?

İmralı’ya giden avukatlarla düzenli görüşüyoruz. Biz talep ediyoruz. Dinlemek istiyoruz, ne diyor, olaylara nasıl bakıyor. Devlete diyoruz ki, Kürt sorununun muhatapları var. Bunlardan biri de Sayın Öcalan’dır. Değerlendirmelerini dinleyip takip ediyoruz çünkü Öcalan’ın her cümlesinin Kürt halkı üzerindeki etkisini biliyoruz.

PKK SİYASETE KATILMALI

- Kürt sorunun çözümü için yola çıkan hiçbir hareket PKK’dan bağımsız hareket edemiyor eleştirileri de var, öyle mi?

Kürtler PKK’dan bağımsız hareket etmeli diye bakarsak çözümsüzlüğü istiyoruz demektir. Bütün örgütlü güçler PKK’ya bağımlı olmalı demiyorum. PKK Kürt sorunun nedeni değil, sonucudur. Bugün PKK’yı yok sayarak çözüm olmaz diyoruz. Diyor ki, ben demokratik siyaset içinde yer almak istiyorum, ben barış istiyorum. Buna niye karşı çıkayım. PKK’nın söylediklerine, taleplerine bakıyoruz. Reddedilir talepler değil. Kabul edilebilir, gerçekleşebilir taleplerse, oturup konuştuğumuzda ortak vatanı yaratacaksak bu kısır döngü niye?

- PKK barış istiyorsa Reşadiye’deki saldırı neydi o zaman?

Siz demokratik kanalları açarsanız silahlar susar. Silahlı bir örgütü terörist ilan edip operasyonlar düzenleyip sivil vatandaş eylem yaparken öldürüp sonra silahlı örgüte niye silah kullandın diyemezsiniz. Ben bunu olumlamak anlamında söylemiyorum. Reşadiye olmasın mı istiyoruz? O zaman demokratik kanalları açalım. Devlet silah kullanırken, terörist ilan ederken, teslim olmaya zorlarken siz silahlı örgüte ne diyeceksiniz? Örgüt diyor ki ben demokratik alanda siyaset yapmak istiyorum.

- Yani PKK’nın demokratik siyasete katılması şart mı diyorsunuz?

Şart. Bunun için anayasa bir bütün olarak değişecek. Hemen yarın olmaz deniyor. Niye olmaz? Nedir engel. Hepimiz anti-demokratik diyorsak değişebilir. Anayasa eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik ve sivil olmak zorunda.

ARINÇ’I KORKUTTUM BAYDEMİR’İ ELEŞTİRDİM

- Bülent Arınç size ‘yaratık’ dedi. Partinin ‘şahin’i olmakla suçlandınız. Neden siz hedef oldunuz?

Çünkü iktidar mekanizmalarının biri Türk’tür, biri ‘Sünni’dir, biri de ‘erkek’tir. Erkek üslubudur bu. Arınç da bu üslubu kullandı, kendisi kaybetti. Son aylarda çok övüldü, sürekli olumlandı. Onun verdiği rahatlıkla yaptı diye düşünüyorum. Bu saldırılar elbette yıpratıyor ama bir yandan da müthiş güçlendiriyor beni. Demek ki diyorum, iktidar sahiplerini korkutacak güce sahibim.

- Sizin mağdur olduğunuz düşünülürken bir de gördük ki Osman Baydemir’in yanı başındasınız ve Baydemir küfür ediyor. Onu da eleştirdiniz mi?

Erkek üslubudur o da. Eleştirdik tabii. Zaten çok şaşkındık. Kadın milletvekilleri Diyarbakır’daydık. Kabul etmediğimiz bir üslup olduğunu ben söyledim. Özür dilemesini istemedik. Kendisine şunu söyledik, bu erkek egemen zihniyetin dilidir. Bunu değiştirmeye çalışan bir parti olarak bizim bu üslubu kullanmamız doğru değil dedik. Aynen bu cümlelerle paylaştım. Osman Baydemir çok kibar bir insandır. Ancak operasyonlar ve yaşananlar sinir harbi ve gerilime neden oldu. Bunu söylerken o üslubu savunduğum düşünülmesin lütfen.

Kategori : Kürt Açılımı, TerörComments (0)

İşte Pkk’nın gerçek yüzü


Genelkurmay Başkanlığı, dün Şırnak’ın Silopi ilçesinde teslim olan yedi teröristin, ”Bölücü terör örgütü içerisindeki adaletsiz uygulamalardan, kendilerine yapılan insanlık dışı muamelelerden ve bazı örgüt üyelerinin adil bir yargılama yapılmadan infaz edilmelerinden dolayı büyük hayal kırıklığına uğradıklarını” belirttiklerini bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan ”Bölücü Terör Örgütüyle Mücadeleye” ilişkin açıklamada, bölücü terör örgütünün Irak’ın kuzeyinde bulunan barınma alanlarından kaçan yedi teröristin dün saat 19.30′da Özel Kuvvetler Komutanlığı unsurlarınca teslim alınarak ilgili makamlara teslim edildiği hatırlatıldı.

Açıklamada, teröristlerin, ”Bölücü terör örgütü içerisindeki adaletsiz uygulamalardan, kendilerine yapılan insanlık dışı muamelelerden ve bazı örgüt üyelerinin adil bir yargılama yapılmadan infaz edilmelerinden dolayı büyük hayal kırıklığına uğradıkları ve kendilerini tutsak gibi hissettiklerini” belirttikleri ifade edilerek, teröristlerin yaşam koşullarının son derece kötü olduğunu ifade ettikleri kaydedildi.

Teröristlerin ayrıca, ”Örgütün liderleri hariç kendilerinin telefon dahil hiçbir şekilde aileleriyle görüştürülmediğini, bu sebeple ailelerini ve özellikle de annelerini çok özlediklerini, TCK’nın etkin pişmanlığı düzenleyen 221′inci maddesinin pek fazla bilinmediğini, bu maddenin bilinmesi halinde daha fazla teröristin gelip teslim olacağını” vurguladıkları bildirildi.

Kategori : GündemComments (1)

Mit : Saldırı PKK’nın, telsiz başkalarının!


Başbakan Erdoğan’ın liderliğinde yapılan toplantıda “Açılıma devam, açılımı halka anlatalım” kararı çıktı. Zirvede MİT Müşteşarı “Saldırı PKK işi, ama telsiz konuşmaları değil” dedi.

Taner , toplantıda Tokat’taki terör saldırısı, terör örgütü PKK’nın şehir eylemleri ve vatandaşları kışkırtmaya yönelik faaliyetleri hakkında bilgi verdi.

Tokat’ta 7 askerin şehit edildiği ve PKK’nın üstelendiği terör saldırısıyla ilgili verilerin PKK’lı işaret ettiğini ancak olaydan sonra yayınlanan telsiz konuşmalarının terör örgütünün tarzında olmadığı vurgusu yapıldı.

Yapılan değerlendirmelerde, şehirlerde meydana gelen olayların “demokratik açılımla” birlikte güç kaybeden terör örgütü PKK’yı muhatap kılma çabalarının sonucu olduğu vurgulandı.

Kategori : GündemComments (6)

PKK’yı İsrail mi canlandırıyor?


Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi kapatma kararı Arap gazeteleri, aydınları ve yazarları tarafından da yakından takip ediliyor. Kararın AKP hükümetinin dört ay önce başlattığı demokratik açılım üzerindeki olumsuz etkileri, Tokat’taki PKK saldırısı ve bütün bu olayların ardından başlayan sokak gösterileri makalelerin ana konularını oluşturuyor.

Konuya en farklı açıdan yaklaşan makale, Kuveyt’in El Ceride gazetesinde yayınlandı. Salih El Kallab imzasıyla çıkan makalede, Türkiye’deki Kürtlerin Öcalan ve örgütünü hesaptan nihai olarak çıkarmaları gerektiği iddia edildi. “Soğuk savaş döneminde bir araç olarak kullanılan Öcalan ve örgütünün misyonu sona erdi” diyen yazar, ayrıca PKK’nın canlanmasında İsrail’in parmağı olabileceği iddiasını ortaya atarak şu ifadelere yer verdi:

“Açıkçası PKK’nın yeniden canlandırılmasında, eylemlerine başlamasında İsrail parmağının olması uzak ihtimal değil. Son zamanlarda Türk hükümetinin acı yumruklarına hedef olan İsrail, PKK’yı bir kiralık silah olarak kullanıyor olabilir. Türkiye, Irak ve İran’daki haklı davalarıyla birlikte Kürtler, bölgesel çekişmelerde araç olarak kullanıldılar. Şimdi ise İsrail’in bu hatta girmesi uzak ihtimal değil.”

DIŞARIDA BÜYÜK OLAN TÜRKİYE İÇERİDE BÖYLE KALAMAZ

Türkiye uzmanı ve Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi direktörü Lübnanlı yazar Muhammed Nureddin ise, El Haliç gazetesinde yayınlanan “Türkiye ve devam eden Kürt trajedisi” başlıklı makalesinde, DTP’nin kapatılmasının Türkiye’deki demokratik sürece ve özellikle de AKP’ye çok ciddi bir darbe vurduğunu belirtiyor.

Bu kararın nedeninin AKP’nin başlattığı reformları durdurması olduğunu iddia eden Nureddin, açılımın Kürtlerin taleplerini karşılamadığına dikkat çekti ve şu ifadeleri kullandı: “Dışarıda büyük Türkiye, içerde büyümeden böyle kalamaz. Türkiye’de reform sürecinin başlamasından yedi yıl sonra DTP’nin kapatılması, Türkiye’nin alnında kara bir lekedir. Bu lekeyi ancak Kürtlere ve Kürt olmayanlara haklarını eksiksiz veren yeni bir anayasayla kapsamlı şekilde sürecin yeniden başlaması temizler. Yoksa şu iki alternatiften biri olacak: Kaos veya Irak’taki Kürt modeli’ yollu ifadeler.”

TÜRKİYE FİLİSTİN’İ SAVUNURKEN ZORLANACAK

El Hayat gazetesinden Abdullah İskender ise “Erdoğan’ın önündeki büyük sorun” başlıklı makalesinde, hükümetin kapatma kararında hiçbir rolünün olmamasına rağmen, kararın Türk yönetiminin Kürt vatandaşlarıyla ilişkilerinde olumsuz sonuçları olacağını ve İslamcı AKP’yi büyük bir sorunla başbaşa bırakacağını yazdı. Kararla birlikte Türkiye’nin Arap-İsrail çekişmesindeki dolaylı arabuluculuk konumunun zayıflayacağına işaret eden yazar, “Kendi vatandaşlarından bir kesim siyasi olarak kendilerini ifade edemezken, Türkiye’nin İsrail’le girdiği Filistin hakları ve Hamas hükümetinin tanınması tartışmasındaki eli zayıflayacak” yorumunu yaptı.

MİLLİYETÇİ ÇEVRELERİN ROLÜ VAR

Lübnan gazetesi El Sefir’de yazan Suriyeli muhalif yazar Mişel Keylo “Gerici milliyetçilik” başlıklı makalesinde, kapatma kararıyla hükümetin Kürt sorununa yönelik açılım politikalarının çıkmaza girdiğini belirtti ve Türk-Kürt halkları arasındaki uzlaşmayı başarısız kılmak isteyen milliyetçi çevrelerin rolüne işaret etti. Bu çevrelerin ülkeyi kronik bir krizin rehini kalmasını istediklerine dikkat çeken yazar, kapatılan partinin alternatifinin hazır olmasıyla birlikte, kararın Türkiye içinde ve dışında büyük tepkiler aldığını ve ülke sorunlarının zor kullanarak çözüleceğini düşünen milliyetçi zihniyetin güçlü varlığını ortaya koyduğunu belirtti.

ASKER TÜRKİYE’YE GERİ Mİ DÖNÜYOR

Ürdün gazetesi Rey’in başyazarı Muhammed Harrub “Asker Türkiye’ye geri mi dönüyor” başlıklı makalesinde, Erdoğan’ın kapatma kararı sonrasındaki siyasi kredisi ve açılımın geleceği bağlamında bir kehanette bulunmak için henüz erken olduğunu belirtti. Harrub, mahkeme kararının, laiklerle zıt düşen partilerin ve liderlerinin siyasi geleceklerine doğrultulmuş bir kılıç gibi durduğunu belirtiyor.

Türkiye’de sürdürülmekte olan oyunun bir başka tura hazırlandığına işaret eden yazar “Erdoğan ya parlamenter çoğunluğa başvurarak Anayasa Mahkemesi’nin rolüyle ilgili yasaları düzenleme ve özellikle de parti kapatma hakkını iptal etme macerasına girişecek- ki bu da Atatürkçülerin provoke edilmesi ve askerin kışlasından çıkması anlamına gelir- ya da daha olgun şartları bekleyerek susacak ve süreci geçiştirecek. Özellikle de Ergenekon örgütü subaylarının yargılanması sürerken…” tespitinde bulunuyor.

Kaynak: NTV

Kategori : GündemComments (5)

Kitleye ateş açan JİTEM elemanı mı?


Muş’un Bulanık İlçesi’nde yürüyüş düzenlemek isteyen kitleye müdahale edilmesiyle başlayan olaylar devam ederken, olaylar sırasında bir köy korucusu göstericilere kaleşnikof silahla ateş açtı.

ANF’nin haberine göre işyerinde kaleşnikof silah bulunduran Turan Bilen’in “gönüllü” köy korucusu olduğu öğrenildi. Bilen’in daha önce defalarca PKK’ya karşı operasyonlara katıldığı belirtilirken 1994 yılında 4 PKK’linin hayatını kaybetmesinde rol alan bir JİTEM elamanı olduğu belirtiliyor.

Olaylar şöyle gelişti: Bulanık merkezde sabah saatlerinde 10 bin kişi tarafından yapılmak istenen basın açıklamasına polisin yaptığı müdahaleyle başlayan olaylar ilçe geneline yayıldı.

Tüm kepenklerin kapalı olduğu ilçede sadece Mardin nüfusuna kayıtlı olan Arap kökenli Turan Bilen isimli gönüllü köy korucusu polisin koruması altında işyerini açtı.

Kitlenin yürüyüşüne polisin müdahale etmesi sonucu çıkan olay sırasında, polis de Bilen’in yanından ayrıldı. Olay sırasında polisle birlikte hareket eden Bilen, daha sonra kendi işyerinden kaleşnikof marka silahla kitleye ateş açtı.

Bilen’in kitleyi taraması sonucu Yoncalı Köyü muhtarı Kemal Ağca ile Necmi Oral isimli bir kişi hayatını kaybetti.

Ayrıca 7 kişi yaralandı. Yaralananların isimleri şöyle: Hamdullah Güvercin, Sabit Çiftçi, Kenan Gündüz, Cüneyt Çelik, Abdulkerim Çelik, Heybet Kondu ve Lokman Sönmez.

Kategori : Derin DevletComments (8)

Sokaklarda Pkk’yı aşan işler oluyor


DTP’nin kapatılması üzerine yeniden alevlendirilen sokak eylemleri, PKK’nın ‘karşı şiddet’ oluşturma stratejisi olarak değerlendirilirken, bu konuda önemli uyarılar dile getiriliyor.

Kamuoyunda, sahneye konulan stratejinin ‘olağanüstü hal ve sıkıyönetim’ gibi uygulamalara zemin hazırlamayı amaçladığı görüşü hakim. Ulusal Stratejik Araştırmalar Kurumu Başkanı Sedat Laçiner, sokaklarda PKK’yı aşan işlerin olduğuna işaret ediyor. “Alttan alta olağanüstü hal, hatta sıkıyönetim pişiriliyor. Andıçlarda, planlarda yapılamayan işler oluyor.” diyen Laçiner, açılım ilerleyince DTP’ye yerleştirilmiş derin PKK’nın devreye girdiğini, bunların da partiyi kapattırmak ve kaos için ellerinden geleni yaptığını düşünüyor. Laçiner, şu tespitlerde bulunuyor: “Dertleri ne Kürtler ne de Kürtçülük. PKK iç savaş hedefine kilitlenmiş durumda. Şehirler kana bulandıkça eylem yapmalarına gerek kalmayacak.”

Eski DP Genel Başkanı Süleyman Soylu da, sokak eylemlerinde iki taraflı provokasyon olduğunu belirtiyor. Olağanüstü hali içerecek bir yönetim biçiminin tartışılmasını manidar bulan Soylu, karmaşanın başka tarafa yönelik bakışın sağlanması için gerçekleştirildiğine dikkat çekiyor. Yazar Mustafa Akyol ise PKK’nın iç savaş çabasının sebebini şu sözlerle açıklıyor: “Açılım sürecinin sonunda PKK ve Öcalan’ın fonksiyonu kalmayacak. Korkuları bundan kaynaklanıyor.”

Bize barış lazım, kavga değil

Metin Özşanlı (Barış Komisyonları Başkanı):
Kavga etmek kolay, barışmak ise zordur. Lütfen herkes sakin olsun, birilerinin kurguladığı oyuna gelmesin. Türkiye’de yaşayan herkes birliktelikten yana olsun, sağduyulu olduğunu göstersin. Bölgede son bir yıldır yaşanan olumlu hava herkesi mutlu etmişti. Sadece karanlık günleri arzu edenler kızıyordu. Çok güzel günler bizi bekliyor. Yeter ki sağduyulu olalım. Kardeşler arasında kavga olmamalı, herkes barışın ince dilini kullanmalı.

Hedef; Türk-Kürt çatışması çıkarmak

Ömer İler (Kanaat önderi):
Aslında toplumun genelinde bir gerginlik yok, sadece oluşturulmak istenen gerginlik var. Bu gerginliği 6 ay önceki olumlu havaya dönüştürmek elimizde. Herkes elindeki suyla bu ateşe müdahale etmeli. Kardeş kavgasının hedeflendiğini görüyoruz. Aklıselim öne çıkmalı. Halkın bu süreçte uyanık olması gerekiyor. Her şey artık gün yüzüne çıkıyor, olayların fotoğrafını daha iyi çekebiliyoruz. Hükümetin yürüttüğü açılım sürecini, parti kapatmaları bahane ederek bitirebilirler. Bu tür gerginliklerin, birilerinin arzu ettiği Türk-Kürt çatışması amacıyla yapıldığını görmemiz gerekiyor artık.

Şiddet artarsa herkes kaybeder

Muhammet Akar (eski AK Parti Diyarbakır Merkez İlçe Başkanı):
Nevruza kadar çözüm bulunmaması halinde Türkiye, daha büyük tuzaklarla karşı karşıya gelecek. Bir karmaşa ortamında başta Kürtler olmak üzere bütün demokratlar kaybeder. Türkiye, bu çatışma ortamında enerjisini tüketir. Oysa ülke son dönemlerde dış politikada çok ciddi adımlar attı. Bölgesel aktör olma yolunda ilerliyor. Ama şiddet artarsa Türkiye, içine kapanır. AB ile ilişkileri zora girer. Pandoranın kutusu kötü yönde açılırsa herkesin kaybı olur.

Biz kardeşiz, oyuna gelmeyin

Hafız Ali Mülayim (Emekli imam):
Güneydoğu’da sürekli oynanan oyunlar, bu sıralar ülkenin farklı bölgelerinde sahneleniyor. Herkesin bu süreçte dikkatli olması, oyuna gelmemesi gerekiyor. Birlik ve beraberliğimizi unutmamalı, bunun çimentosu olan din kardeşliğimizi ön plana çıkarmalıyız. Bölgede huzursuzluğun nihayete erdirilmek istendiği bu süreçte herkes sükunetli olmalı, siyasiler halkı sakinleştirecek mesajlar vermeli. Gerginliğin kimseye faydası olmamış, hiç kimse kavgadan kârlı çıkmamıştır. Böyle zor dönemleri daha önce de yaşadık.

Çözüm istemeyenler rahatsız oldu

Fethullah Erbaş (Eski milletvekili):
Burada en büyük iş, siyasi parti liderlerine düşüyor. Herkes kendi tabanına hakim olmak için gayret göstermelidir. Daha önce terör olayları sebebiyle günde belki 40 ile 50 şehit cenazesi kalkıyordu. Çatışmaların en yoğun olduğu dönemlerde bile Türk-Kürt çatışması çıkmadı. Şimdi bu sorunun çözülmesi için adımlar atılırken rahatsız olunmaya başlandı. Herkesin aklıselim içinde hareket etmesi gerekiyor. Türkiye, yaptığı birtakım açılımlarla hem kendi bölgesinde hem de dünyada önemli ülkeler arasındaki yerini alıyor. Bu, Türkiye’nin düşmanlarını rahatsız ediyor. Bundan rahatsızlık duyan ve Türkiye’nin kendi iç sorunlarıyla meşgul olmasını isteyenler, bu tür sorunlarla önümüze sorunlar çıkarıyor.

Siyasi rant için geleceğimizi karartmayın

Ahmet Şen (Hakkâri Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı):
Siyasi rant için toplumu kamplara bölenler gelecekte bunun vebalini öder. Bu topraklar üzerinde bin yıldır kardeş gibi yaşamışız, topraklarımızı ve vatanımızı korumak için cephelerde yan yana mücadele vererek şehit olmuşuz. Oğlu şehit olan Manisalı baba, şehitliğe giderken bir tarafında Mardinli diğer tarafta Trabzonlu şehit mezarını görünce acısını içine gömüyor. Etle tırnak değil, etle kemik gibi olmuşuz. Burada provokasyonların olmaması için en büyük sorumluluk siyasi parti liderlerine düşüyor.

Silahlı göstericiler, delil yetersizliğinden serbest

Beyoğlu Dolapdere’de araç ve işyerlerine zarar veren DTP’li göstericilere silah çeken S.Ü., T.G. ve S.Z. isimli şahıslar, emniyetteki sorgularının ardından serbest bırakıldı. DTP’nin Beyoğlu’ndaki il binasında yapılan toplantının dağılımında 50 kişilik grup, Dolapdere’de ara sokaklarda bazı işyerleri ve araçları tahrip etmiş, tepki gösteren mahalleli taş ve sopalarla bu gruba karşılık vermişti. Mahalle sakinlerinden bazılarının göstericilere silah çekmesi, kamera ve objektiflere yansımıştı. Olayda 2 kişi yaralanmıştı. Çatışmanın ardından inceleme başlatan polis, aynı gün göstericilere silah çeken 3 şahsı ’silahlı adam yaralama’ şüphesiyle gözaltına aldı. Şahıslar S.Ü., T.G. ve S.Z. sorgulanmak üzere Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Polis, kişilerin kurusıkı tabanca kullandıklarını tespit etti. Üç şüpheli, sorgularının ardından delil yetersizliğinden serbest bırakıldı. Dolapdere’deki olaylara karışan ve yapılan silah atışlarıyla yaralanan zanlı Şevket Arslan ve Nureddin Doğan, çıkarıldıkları mahkeme tarafından ‘terör örgütü üyeliği’nden tutuklandı. Öte yandan İstanbul polisi dün akşam Ataşehir’de bir inşaatta kullanılmaya hazır yaklaşık 50 adet molotofkokteyli ele geçirildi. Olayla ilgili şüpheli bir kişinin gözaltına alındığı bildirildi. 

Bu oyuna gelmeyeceğiz

MHP Beyoğlu İlçe Başkanı Osman Gür, önceki gün İstanbul’da yaşanan olayları değerlendirirken Zaman’a önemli açıklamalar yaptı. Kendilerinin, gerginliğin içine çekilmek istendiğini ancak kesinlikle taraf olmayacaklarını belirten Gür, provokasyon olmaması için teşkilatları bile açmadıklarını anlattı. Oyuna gelmeyeceklerini söyleyen MHP İlçe Başkanı, “Silahlarla veya başka bir şeyle sokaklara inmeyiz. Biz bu ülkeyi sıkıntıya sokacak hiçbir harekette bulunmayız. Arkadaşlarımızı da bu yönde sürekli uyarıyoruz. Devletimizin polisi var, jandarması var. Bu tip hadiseler onların işi. Biz karışamayız.” dedi.

Dolapdere’de önceki gün karşıt gruplar arasında yaşanan silahlı satırlı kavganın yankıları sürüyor. Olaylar sırasında bazı göstericilerin ülkücülerin sembolü olan ‘bozkurt’ işareti yapması kafaları karıştırmıştı. MHP Beyoğlu İlçe Başkanı Osman Gür, konuyla ilgili Zaman’a önemli açıklamalarda bulundu. Kargaşanın milliyetçi camiayla ilgisinin olmadığını söyleyen Gür, kavganın Kürt ve Roman vatandaşlar arasında geçmişten gelen bir husumetten kaynaklandığını savundu. “Kavganın siyasi bir yönü kesinlikle yoktur. Ülkücüler de kavganın tarafı değildir.” diyen Gür, kendilerinin gerginliğin içine çekilmek istendiğini ancak kesinlikle taraf olmayacaklarını belirtti. Olayda silah kullanan kişilerin kendileriyle bir ilgisinin olmadığını söyledi. “Silahlarla veya başka bir şeyle sokaklara inmeyiz.” diyen Gür, kavgalar, gürültüler, kargaşalar ve çatışmaların kendilerine mal edilmek istendiğini ancak oyuna gelmeyeceklerini vurguladı. Gür, “Biz bu ülkeyi sıkıntıya sokacak hiçbir harekette bulunmayız. Arkadaşlarımızı da bu yönde sürekli uyarıyoruz. Devletimizin polisi var, jandarması var. Bu tip hadiseler onların işi. Biz karışamayız.” ifadelerini kullandı.

Çıkan olayları kesinlikle tasvip etmediklerini söyleyen MHP İstanbul İl Başkanı İhsan Barutçu da bu tip eylemlerin tamamen provokatif amaçlı olduğunu söyledi. İhsan Barutçu, “Silah çeken şahısların bizim teşkilatımızla ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Herkesin çok dikkat etmesi gereken hassas bir dönemden geçiyoruz. Gerginlik ortamının sakinleştirilmesi gerekiyor. Ortada bir problem varsa da sükûnetle halledilmeli. Bu ve benzer olaylarla MHP’nin ilişkisi olamaz.” açıklamasında bulundu.

PKK’nın Reşadiye açıklaması tatmin edici değil

Fırat Anlı (KAPATILAN dtp’NİN dİYARBAKIR İL BAŞKANI):
DTP’nin kapatılması, Reşadi-ye’de 7 askerin şehit olduğu saldırıyı gölgelerken, PKK’nın 3 gün sonra üstlendiği eylem, Kürtler arasında da şüpheyle karşılandı. Bu konuda en çarpıcı açıklama, kapatılan DTP’nin Diyarbakır İl Başkanı Fırat Anlı’dan geldi. Star Gazetesi’ne konuşan Anlı, “Reşadiye’deki saldırıyı PKK’nın yaptığına inanmıyorum.” dedi. Eylemin yeri ve biçiminin de PKK eylemlerine benzemediğine işaret eden Anlı şöyle devam etti: “Orası PKK’nın eylem sahası değil, daha çok sol örgütler var. Üstelik bir operasyon veya saldırı da yok. Çarşı izninden dönen askerlere ateş açıldı. Saldırıdan 3 gün sonra üstlendiler ama bu açıklama Kürtleri tatmin etmedi.”

Eylemin yeri ve biçimi PKK eylemlerine benzemiyor. Orası PKK’nın eylem sahası değil, daha çok sol örgütler var. Üstelik bir operasyon veya saldırı da yok. Çarşı izninden dönen askerlere ateş açıldı. Saldırıdan 3 gün sonra üstlendiler ama bu açıklama, Kürtleri pek tatmin etmedi. PKK bu eylemi taktik nedenlerle üstlenmiş olabilir. Üstlenerek kontrol dışına çıkma ihtimali olan grupları baskı altına almak ve tabanına güven vermek isteyebilir. Daha önce de benzer nedenlerle bazı eylemleri üstlenmişti. Dershane önüne konulan bomba eyleminde olduğu gibi… Üstlenerek her şey kontrol altında mesajı vermek isteyebilir. Devlet de PKK dışında başka silahlı Kürt gruplarıyla uğraşmaktansa sadece tek bir muhatapla uğraşmayı tercih ediyor. 

Alttan alta olağanüstü hal pişiriliyor

Sedat Laçiner (Ulusal Stratejik Araştırmalar Kurumu Başkanı):
Açılım biraz ilerleyince DTP’ye yerleştirilmiş derin PKK devreye girdi ve partinin iradesini tamamen ellerine aldı. Partiyi kapattırmak ve sokakta kaos için ellerinden geleni yaptılar. Görünen o ki; PKK hedefe kilitlenmiş durumda ve hedefte de iç savaş var. Sokaklar ne kadar kana bulanırsa, Kürtler ile Türklerin arasının o kadar çatırdayacağı hesap ediliyor. Uçurumun kenarından dönen bir terör örgütü böylece can bulacak. İstanbul, Diyarbakır vs. kana bulandıkça örgütün eylem yapmasına bile gerek kalmayacak. Diğer taraftan sokaklarda PKK’yı aşan işler oluyor. Alttan alta olağanüstü hal, hatta sıkıyönetim pişiriliyor. Andıçlarda, planlarda yapılamayan işler oluyor şu anda. Türkiye, bir şeylere hazırlanıyor. Görünürde PKK var, hedefte ise Türkiye. Sürecin iki sigortası var. Hükümet her iki sigortayı da gevşek tuttu. Ve olan oldu, gevşek hatlar üzerinden gelen akım 2002′den bu yana gelen en ölümcül akım oldu. Danıştay saldırısıyla, ‘Sarıkız’la, ‘muhtıra’yla, ‘ıslak imza’yla ve daha birçok denemeyle başarılamayan, gümbür gümbür geliyor. Hedef iç savaş, kanlı bir iç savaş.

PKK açılımın aktörü olamadı, iç savaş istiyor

Mustafa Akyol (Gazeteci-yazar):
En büyük sorun, PKK tabanındaki koyu milliyetçilik ve Abdullah Öcalan’a tapılma derecesindeki bağlılık. Bu psikolojiyle hareket ettiklerinden açılım politikaları bunları tatmin etmiyor. Türkiye açılımla Kürt vatandaşlara zaten verilmesi gereken hakları verdi ya da verme noktasına geldiğini beyan etti. PKK, bunu kendisi için tehlike olarak görüyor. Çünkü onların isteği Öcalan’ın özgürlüğü ve örgütün kabul edilmesi. PKK bu olmayacaksa Kürtlere hak verilmesi faydalı bile değil bilakis zararlı fikrinde. Çünkü o zaman Kürtleri yumuşatacak bir tablo ortaya çıkacak. Açılım süreci sonunda PKK’nın ve Öcalan’ın fonksiyonu kalmayacak. Korkuları bundan. PKK’nın sokak eylemlerini artırması, sonuçları itibarıyla Türkiye’yi daha milliyetçi bir hale getiriyor. PKK olağanüstü hal isteği hakkında kesin bir şey söylemek zor ama PKK’nın şu an istediği iç savaş. Şiddetten beslenen bir örgüt şiddet olmadığında taban kaybettiğini gördü. PKK’nın menfaati şiddetin yükselmesinde. Türk tarafında da ideolojik koyu bir milliyetçilik var. Bu kesimler de bu işten memnun.

OHAL’in tartışılmasını manidar buluyorum

Süleyman Soylu (Eski DP Genel Başkanı):
Sokak eylemlerinde iki taraflı provokasyon, şiddeti tırmandırma stratejisi seziyorum. Sorun Türkiye demokratik açılıma başlamadan öncekinden daha kötü duruma dönerse, bu hükümet yerinde kalamaz. Millet, demokratik açılımın alacağı başarısızlıkta, faturayı siyasetin üzerine keser. Jandarmanın iç güvenlikten çekilmesinin tartışıldığı bugünlerde olağanüstü hali içerecek yeni bir yönetim biçiminin tartışılmasını manidar buluyorum. Demokratik gelişmeyi engelleyecek bu olaylar düşündürücü. Çok net bir şekilde Türkiye’nin son günlerinde yaşanan birtakım karmaşıklıklar başka tarafa yönelik bakışın sağlanması için gerçekleştiriliyor. Hükümetin hemen bir hamleye ihtiyacı var. Seçim barajı en az yüzde 7′ye indirilmeli. Partilerin kapatılması zorlaştırılmalı. 

Kaynak: Star- Zaman

Kategori : Kürt AçılımıComments (1)

PKK’lıları satırlarla kovaladılar !


Beyoğlu Dolapdere’de önceki pazar akşamı bölücü örgüt yandaşlarını ellerinde tabanca, sopa ve taşlarla kovalayan semt sakinleri, semtlerinin mimlenmesi kaygısını taşıyor; “Ev ve işyerlerimize saldırılınca karşılık verdik” diyorlar

DTP’nin basın açıklamasının ardından bölücü örgüt yandaşlarının ev, işyeri ve otomobillerine hasar verdiği Beyoğlu Dolapdere’deki vatandaşlar yaşananlara tepkili.

Milliyet’in haberine göre her şeyin bir anda geliştiğini anlatan semt sakinleri, ev, araba ve işyerlerinin taşlanması üzerine ellerine geçirdikleri taş, sopa ve satırlarla göstericilere karşılık verdiklerini söyledi.

Bölücü örgüt yandaşlarını ellerinde tabanca, satır ve sopalarla kovalayan semt sakinleri, semtlerinin mimlenmesi kaygısını taşıyor. Vatandaşlar, ev ve işyerlerine zarar verildiği için göstericilere saldırdıklarını anlattı.

Roman vatandaşların yanı sıra Edirneli, Sivaslı ve Mardinlilerin oturduğu mahallenin sakinleri tepkilerinin Kürtlere değil, terör yandaşlarına olduğunu belirtti. Basındaki tabancalı, baltalı, sopalı görüntüleriyle gündeme gelen mahalleliler, hareketlerinin organize değil, anlık gelişen bir tepki olduğunu savundu.

Bayrak astığı için saldırıların hedefi olan çay ocağına, olayların ardından dün dev bir Türk bayrağı asıldı. Duvarlarında Hazreti Ali’nin yanı sıra Atatürk posterleri bulunan çay ocağında çalışan Sami isimli genç, 4 gün önce de camlarının kırıldığını söyledi.

Mahallelerinde çok sayıda Alevinin de yaşadığını dile getiren çaycı genç, Alevi olmamalarına karşın mahalledeki Alevi dostları nedeniyle çay ocağına Hazreti Ali’nin posterini astıklarını söyledi.

Türk bayrağını görünce…

Soyadını vermek istemeyen Sami isimli genç yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Burada müşterilerle beraber 4 kişiydik. Yukarıdan kalabalık bir grup olarak geldiler. Kapıda asılı olan Türk bayrağını görünce camları taşlamaya başladılar. Biz de hemen arka tarafa sığındık. İçerideki dolabın camlarını da kırdıktan sonra yan taraftaki ganyan bayiine saldırdılar. Çoğu 18-20 yaşındaydı. Bu sırada çay ocağının sahibi Selçuk ağabey de göstericileri uzaklaştırmak için havaya birkaç el ateş etti. Bildiğim kadarıyla tabanca kurusıkı. Diğer ateş edenler de mahallenin çocukları.”

Çay ocağının hemen bitişiğinde yer alan ganyan bayii ise, saldırılarda en fazla zarar gören işyerlerinden biri. İsmini vermek istemeyen ganyan bayinin sahibi ise, şöyle konuştu:

“Ben 15 yıldan beri burada oturuyorum. Mardin Kızıltepeli ve Kürdüm. İnsanlar sürekli gelip benden alışveriş yapıyor. Kürt olduğum için bugüne kadar bir sıkıntı yaşamadım. Yaşananlar çok ani gelişti. Burada kimsenin kimseyle bir sorunu yok. Herkes ekmek derdinde.”

Kategori : GündemComments (1)

PKK yandaşları diri diri yakacaktı


Böyle provakasyon görülmedi! Mersin’de PKK yandaşyarı az kalsın kahvahanedeki vatandaşyarı diri diri yakacaklardı!

Mersin’de provokatif eylemlerine sürdüren bölücü örgüt yandaşları kahvehanede oyun oynayan vatandaşları molotof kokteylleri ile yakmak istedi. Kahvede bulunan vatandaşlar tuvalete sığınarak canlarını kurtardı. Akşam saatlerinden sonra Adana seferini yapan treni taşlanması üzerine tren seferleri bir süre aksadı.

Örgüt yandaşları Gündoğdu Mahallesi 5741 Sokak üzerinde bulunan bir kahvehaneye molotof kokteylli ve taşlarla saldırdı. Neye uğradıklarını şaşıran kahvede bulunan 7 vatandaş canlarını kahvehanenin tuvaletine sığınarak kurtardı. Kahvehanenin camlarının tamamını kıran provokatörler ara sokaklara kaçarak izlerini kaybettirdi. Çıkan yangın vatandaşlar tarafından söndürülürken, polis sokak aralarında provokatörleri yakalamak için uzun süre çalışma yaptı.

Öte yandan Bekirde Yolu ve Tırmıl Tepe Civarında karanlıktan faydalanan provokatörler Adana seferini yapan trenleri taşlayınca tren seferleri bir süre aksadı. Vatandaşlar Mersin Gar’ında beklemek zorunda kaldı. Göstericileri dağıtan polis tren seferlerinin normale dönmesini sağladı.

Kategori : GündemComments (2)


Advert

Anlık Yazışma

Arşiv