Tag Archive | "için"

Büyük senaryo Toryum için


BÜYÜK SENARYO TORYUM İÇİN
Senaryolar çok büyük bir senaryonun bir parçası. küçük küçük senaryoların arka planındaki büyük senaryo toryum. Dünyanın en büyük rezervleri Türkiye’de. Ve parmak kadarı bir şehrin bir günlük bütün enerjisini sağlayacak güce sahiptir. Biz bir toryum çıkartamıyoruz. Çünkü madenlerle ilgili uluslararası anlaşmamız var. Ve bizim madenileri koruma görevi TSK’da. TSK’yı yıpratttığınız zaman bu toryum madenine ulaşabilirsiniz. Amaç, Mustafa Kemal ve onun zihniyetini yıpratıp ona ulaşmak. Mustafa Kemal’in askerci bir zihniyete sahip olduğpu söylenir. Oysa İttihat ve Terakki’den atıldı çünkü ‘Asker siyasete katılmasın’ dedi. Askerin siyasete karıştırılmamasını Mustafa Kemal bizzat söylemiştir.

PETROL DE ÇIKARTAMADIK
Petrol çıkartmaya da mesela izin verilmedi, Türkiye topraklarında petrol yok mu yani? Bu yeni bir şey değil, 1800′lerin ortalarından beri varolan bir politika. Osmanlı’nın yıkılışı da bu yüzden. Mustafa Kemal diye biri çıktı sonradan milli birliğimizi sağladı. O zamanlar toryuma uyanmadıkları için petrol bölgeleri paylaşılmak istendi.

TSK İKİ NEDENLE YIPRATILMAK İSTENİYOR
Isparta uçağının neden düştüğünü biliyor musunuz? Toryum konusunda dünyanın en önemli bilim adamları vardı uçakta ve toryum üzerine bir kongreye gidiyorlardı. Türkiye topraklarının toryum nedeniyle peşkeş çekileceğini söylüyorlardı. Öylesine ciddi ve kurcalanmak istenmeyen bir mesele. Paralel bir kurgu sözkonusu. TSK iki nedenle yıpratılmak isteniyor. Birincisi ekonomik… Ve bu bölgede batının görmek istediği idare biçimi laik demokratik cumhuriyet değil aslında. TSK bizim batı ile ilişkilerimiz içinde hangi anti demokratik şeyi uyguladı? Asker mi, sivil otorite mi yasakları getiriyor? Tabii ki faşist cunta rejiminin karşısında olacağım her zaman.”

Mustafa Altıoklar, bu açıklamalarından sonra “Bu programda anlattıklarımdan sonra beni ortadan kaldırabilirler. Yani o kadar ciddi bir konu. ” dedi.

Kategori : Derin DevletComments (0)

Affı önlemek için Bingöl’de 33 eri öldürttüler


Her zamanki gibi sabah gazete takımımı elime alır almaz önce bizim gazetenin birinci sayfasına baktım.

Manşette Öcalan`ın avukatlarına geçen hafta söyledikleri vardı. `Meselenin çözümünü istemeyenler var, kastedilen budur` diyordu.

Bu sözleri, daha önce gazeteci Avni Özgürel`e söylediği, `Ben PKK meselesini bitirirsem beni de bitirirler` ifadesini doğrulamak için sarf ediyordu.

Bu haberin hemen altında da Neşe Düzel`in röportaj yaptığı PKK muhalifi Kürt yazar Ümit Fırat`ın 1993`te Bingöl`de 33 askerin öldürülmesine ilişkin sözleri vardı: `Affı önlemek için 33 askeri öldürttüler.`

Fırat`ın anlattıkları arasında en çarpıcı olanı, çoğu tezkereci olan ve birliklerine giden silahsız askerler için PKK`ya, `sizi vurmaya özel bir birlik geliyor` bilgisinin gittiğiydi.

Ve 33 er, 25 Mayıs 1993 günü PKK tarafından kurşuna dizilmişti.

Tam da Bakanlar Kurulu`nun, Cumhurbaşkanı Demirel başkanlığında dağdakilere af gündemiyle toplanacağı günde.

Öcalan`ın ateşkes ilan etmesinin üzerinden henüz bir ay geçmişken.

Fırat, `Derin devlet bunu PKK`ya sahte enformasyon vererek yaptırdı ve af gündemden kalktı` diyordu.

XXX

Onun söylediklerini okuyunca hemen aklıma, 33 erin şehit olduğu katliamdan kurtulan bazı askerlerle yıllar sonra yapılan röportajlar geldi. Hafızam beni yanıltmıyorsa, o askerlerin anlattıklarında Fırat`ın iddiasıyla örtüşen bilgiler vardı.

`Neyse ki henüz interneti yasaklamadılar` diye şükrettim.

Ve 31 Ağustos 2005`te Hürriyet`te Gülden Aydın imzasıyla yayınlanan röportajlara 30 saniye içinde ulaştım.

Katliamdan kurtulan askerlerden Osman Partal yaşadıklarından 12 yıl sonra bakın neler anlatmıştı:

`Trabzonluyum. İki midibüsteki toplam 50 askerden biriydim. Van-Özalp`teki birliğime gidiyordum. Yol boyunca gereksiz molalar veren şoför bir ara lastik patladığını söyleyip durdu. Lastiğin patlamadığını, krikoya dokunmadığını gördüm.Aksın altına girdiğinde birileriyle konuşma yaptığını duydum. Galiba telsizle konuşuyordu. Şemdin Sakık şimdi `Eylem planlanırken buradan askerlerin geçeceğini bilmiyorduk,` diyor. Yalan söylüyor. Çünkü ilk otobüsün en ön koltuğunda oturuyordum. Yolumuzu kestiklerinde otobüsün kapısını bizzat Sakıkaçtı (…) Şoföre, diğer otobüsün nerede olduğunu sordu. `Arkada, geliyor` cevabını aldı. İki dakika sonra diğer otobüs düştü pusuya. Yani bizi bekliyorlardı.`

Siirt`teki birliğine gitmek üzere midibüslerden birine bindirilen er Erkan Omay da, PKK`lıların kendilerini beklediğini ve içlerinde komando aradıklarını anlatıyordu:

`Malatya`dan iki sivil midibüse bindirildik. 50 askerin hiçbirinde silah yoktu, refakatçi de. Bingöl`e 10 kilometre kaldığını belirten tabelayı geçtik, ilk dönemeçte silah sesleri duyduk. (…) Şoföre geri dönmesi için bağırdım. Duymazdan geldi. Zaten tuhaf şekilde, dört saatte üç mola vermişti. Bizi indiren PKK`lılar `Geleceğinizi biliyor, sizi bekliyorduk,` dedi. (…) İçimizde komando olup olmadığını sordular. Tişörtümde Kırkağaç-Komando yazıyordu. Devrem Konyalı AdnanGebeş`in verdiği parkayı giyip, bunu sakladım.`

Ve Erkan Omay`ın anlattığı, bugün hâlâ cevabı bilinmeyen çok önemli bir ayrıntı daha vardı. Omay, `Sağ kalan askerleri kurtarma operasyonu sırasında askerimiz dokuz eri yanlışlıkla şehit etti,` diyordu:

`Sürekli yürüyorduk. Ertesi gün 12.00`de silah seslerinden askerlerin yaklaştığını anladım. Asıl harekât 16.00`da başladı. Sikorsky ve F-16`lar uçuyordu tepemizde. PKK`lılar kazma kürek çıkarıp siper kazdı, kayalıklara saklandı. Bizi hedef olarak ortada bıraktılar. Askerimiz, yanlışlıkla içimizdeki dokuz eri şehit etti bu yüzden. Bizi kalkan olarak kullanan Şemdin Sakık bir ara yanımıza geldi, sağ kaldığımızı görünce şaşırdı. Teröristler geri çekiliyordu. 13 kişi kalmıştık. Ellerimizi çözmeyi başardık. Kaçmaya başladık…`

XXX

Bu satırları okuduktan sonra akla ilk gelen sorular şunlar elbette: Erkan Omay`ın söylediği gibi dokuz er `yanlışlıkla` şehit edildi mi? Eğer öyleyse bu dokuz erle ilgili bir açıklama yapıldı mı? Bu doğruysa o gün Bingöl`de hayatını kaybeden askerlerin gerçek sayısı 42 mi?

Var mı bu sorulara makul bir cevabı olan?

XXX

Tam bu soruları sıralarken, ekranıma `TSK`nın Aktütün incelemesi tamamlandı` haberi düştü.

Baştan sona okudum hemen.

Ve inceleme raporunda yer alan şu cümle beni acayip rahatlattı: `2 ekimdeki görüntüler teröristlere ait değil, TSK`nın bilgisi dahilinde tarlada çalışan çiftçilere aittir.`

Şey, pardon o zaman.

Çiftçiler bile TSK`nın bilgisi dahilinde tarlada çalıştığına göre…

Demek ki ortam şahane!

Demiral ORAY

Kategori : Derin DevletComments (3)


Advert

Anlık Yazışma

Arşiv