Archive | Ergenekon

Ergenekon’da tahliyeler

İkinci ”Ergenekon” davasına bakan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan Birol Başaran, Süleyman Solmaz ve Teğmen Melih Yüksel’in tahliyesini kararlaştırdı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, mahkeme heyetince alınan ara kararlar, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu tarafından açıklandı.

Buna göre mahkeme heyeti, dosya kapsamı ve suç vasfının değişme ihtimalini dikkate alarak, tutuklu sanıklar Birol Başaran, Süleyman Solmaz ve Teğmen Melih Yüksel’in tahliyesine karar verdi.

Bu arada, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün’ün, Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın da aralarında bulunduğu bazı sanıkların tahliye edilmesi yönünde oy kullandığı görüldü.

Kategori : Ergenekon0 Yorumlar

Bir yılda 6 sır intihar

Son olarak Deniz Yarbay Ali Tatar ve Ezine İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Önder Galip’in intihar etmesiyle, son bir yılda intihar eden TSK personeli sayısı 6′ya yükseldi. Adı Ergenekon soruşturmasıyla gündeme gelen Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Hareket Daire Başkanı Behçet Oktay’ın da şubat ayında intihar ettiği göz önünde bulundurulunca, intiharların üzerindeki sır perdesi daha da sorgulanır hale geldi.

İşte son 1 yılda Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşen ’sır’ intiharlar:

DARBE PLANLARINI DEŞİFRE EDEN ALBAY’IN SIR ÖLÜMÜ

Darbe planlarının yapıldığı ve bunu dönemin Genelkurmay Başkanı
Hilmi Özkök’e ihbar ettiği öne sürülen Albay Ali Belgutay Varımlı, geçtiğimiz
ay evinin balkonundan düşerek hayatını kaybetti. Varımlı’nın, Sarıkız ve
Ayışığı Darbe Planları’nı deşifre eden subay olduğu iddia edildi. İlhami
Erdil’in yargılandığı davayla ilgili olarak iddiaları araştıran o dönemin Teftiş Kurulu Başkanı Varımlı, Erdil’in rütbelerinin sökülerek er rütbesine
indirilmesine neden olan kişi olarak tanınıyordu. Varımlı’nın adı, Türkiye gündemini sarsan birçok olayda da gündeme geldi. Ergenekon davasına
giren emekli Orgeneral Özden Örnek’e ait günlüklerde adı geçen Varımlı, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İlhami Erdil ile eşi ve kızının
yargılandığı davada da ifade vermişti.

ALEVİ OLDUĞU İÇİN FİŞLENDİ TEK KURŞUNLA CANINA KIYDI

Yalova’nın Altınova İlçesi’nde bulunan Karamürselbey Eğitim Merkezi Komutanlığı’nda görevli Kıdemli Yüzbaşı Olgun Ural (40), beylik
tabancası ile başına bir el ateş ederek intihar etti. Alevi olduğu için fişlenen Ural’ın adı, 1. Ergenekon iddianamesinin deliller bölümüne girdi. Ergenekon
iddianamesinin deliller bölümünde, Olgun Ural’la ilgili olarak “Alevi, Sıvas Gemerekli. Yüzbaşı Ali Tatar’ın personel alımında görevli olduğu zaman
alınmıştı” ifadesi yer aldı. Ural, 2. Ergenekon iddianamesinin açıklanmasının ardından intihar etti.

JİTEM DAVASI, ALBAY KIRCA’NIN ECELİ OLDU

28 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulan 11 sanıklı JİTEM davasının
sanıklarından emekli Albay Abdülkerim Kırca, ocak ayında Ankara Etimesgut
Güvercinlik Jandarma Lojmanları’ndaki evinde intihar etti. JİTEM itirafçısı
Abdülkadir Aygan bir gazeteye yaptığı “Ergenekon’un 16 ölüm kuyusunu
biliyorum” açıklamasında, Kırca’nın bizzat katıldığı ya da emrini verdiğini iddia ettiği infazları ve bu kişilerin nerelere gömüldüğünü anlatmıştı.

ÖZEL HARAKAT MÜDÜRÜ’NÜN ŞOK İNTİHARI

Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Hareket Daire Başkanı Behçet Oktay, şubat ayında Ankara’da başına bir el ateş ederek intihar etti. Behçet Oktay’ın ismi Ergenekon’un 11. dalgasında gündeme gelmişti. Oktay’ın gözaltına alınan eski Özel Harekat Daire Başkanvekili İbrahim Şahin’e yakın olduğu ileri sürülmüştü.

Şahin’in oluşturduğu suikast timinde görev yapmakla suçlanan Elazığ Emniyeti Özel Harekat Şube Müdürü Ayhan Atabek ile Antalya Özel Hareket Grup Amiri Servet Kaynak, ifadelerinde Behçet Oktay’dan gelen talimat üzerine resmi bir görev üstlendiğini düşünerek, Şahin’e özel ilgi gösterdiklerini anlatmışlardı. 11. dalgada gözaltına alınan Atabek, verdiği ifadede Behçet Oktay vesilesi ile tanıştığı Şahin’i yine onun ricasıyla aradığını söylemişti.

13 yıldır Özel Harekat Daire Başkanlığı’nı yürüten Oktay’ın, Şahin’in Başkanvekilliği döneminde yardımcılığını yaptığı öğrenildi.

RÜTBE SÖKEN YARBAY MAKAMINDA İNTİHAR ETTİ

Deniz Kuvvetleri’ndeki şüpheli ölüm olaylarından biri de İzmir’de yaşandı. Güney Deniz Saha Komutanlığı’nda görevli Hâkim Yarbay Tanju Ünal, 26
Haziran günü karargâhtaki makam odasında ölü bulundu. Kamuoyuna tabancayla intihar ettiği açıklanan Ünal, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı İlhami
Erdil’i yargılayarak rütbelerini söktüren askeri hâkimdi. Ünal’ın Hizbullah Terör Örgütü ve Batı Çalışma Grubu’nun kuruluş aşamalarını çok iyi bildiği, aktif
olarak çalıştığı, sonrasında Hizbullah’ın çözülmesinde rol oynadığı ifade edildi.

İKİNCİ KEZ TUTUKLANMA KARARI İNTİHARA SÜRÜKLEDİ

Deniz Yarbay Ali Tatar, amirallere suikast soruşturması kapsamında 9 gün tutuklu kaldıktan sonra 16 Aralık’ta serbest bırakılmış ancak daha sonra hakkında tekrar yakalama kararı çıkmıştı. Bu karar üzerine Yarbay Tatar evinde tabancayla intihar etti.

JANDARMA KOMUTANI’NIN SIR İNTİHARI

Son olarak bugün, Çanakkale’nin Ezine ilçesi İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Önder Galip, makamında intihar etti.

Sabah İlçe Jandarma Komutanlığına gelen Galip, makamına geçerek kapısını kapattı. Henüz belirlenemeyen bir nedenle beylik tabancasıyla başına ateş eden Galip, olay yerinde öldü. Silah sesini duyan ve odaya giren diğer askeri personel, Galip’in cesediyle karşılaştı.

Durumun ilgililere bildirilmesinin ardından, Cumhuriyet Savcısı olay yerine gelerek inceleme yaptı.

Galip’in evli ve 2 çocuk babası olduğu öğrenildi.

YÜZBAŞI MUZAFFER TEKİN DE DENEDİ, AMA KURTARILDI

Danıştay saldırısının ardından emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin intihara
teşebbüs etti. İntihara kalkışmadan önce bıraktığı notta baskınla ilgisi
olmadığını savunan Tekin, Avukat Alparslan Arslan’ı tanıdığını ve bazı
ulusalcı görüşleri paylaştıklarını belirtti.

Habertürk

Kategori : Derin Devlet, Ergenekon1 Yorumlar

Yarbay Tatar neden intihar etti ?

Ergenekon soruşturması kapsamında, Poyrazköy’de ele geçirilen belgelere ilişkin gözaltına alınıp tutuklanan ve itiraz üzerine serbest bırakılan Deniz Yarbay Ali Tatar,

hakkında yeniden yakalama emri çıkarılmasına ilişkin tebligatı aldıktan sonra intihar etti.

7 Aralık’ta Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Deniz Yarbay Tatar, avukatlarının itirazı üzerine 3 gün önce serbest bırakıldı. Savcılığın talebi üzerine hakkında yeniden yakalama emri çıkarılan Deniz Yarbay Tatar’a, mahkemenin kararı, Üsküdar Beylerbeyi’ndeki Astsubay Hazırlama Okulu tesislerindeki lojmanında dün tebliğ edildi.

Tebligatın ardından Deniz Yarbay Tatar, evinde silahıyla başına bir el ateş ederek intihar etti.
Deniz Yarbay Tatar için bugün Karacaahmet’teki Cemevi’nde bir tören düzenlendi. Törenin ardından Deniz Yarbay Tatar’ın naaşı, toprağa verilmek üzere Ankara’ya götürüldü.
Törende, Deniz Yarbay’ın eşi Nilüfer Tatar, kameralara, ”Süleyman Pehlivan adını hiç silmeyeceğim. Kocamın katili sensin. Rahat nefes alıyor musun?” diye bağırdı.

Törene ayrıca, Deniz Yarbay Tatar’ın annesi Satı, kardeşi Ahmet ile askeri personel, yakınları ve vatandaşlar katıldı. Deniz Yarbay Tatar’ın bir kızı olduğu öğrenildi.

Kategori : Ergenekon1 Yorumlar

Ergenekon Nedir ? Neyi Amaçlar ?

Çoluşumuna müsait dağlık bir yerde yukarıdan küçük bir kar topu yuvarlanır, büyüye büyüye önce kocaman bir top olur, daha büyür bir alamet haline gelir ve önüne rastlayan evleri, köyleri dümdüz eder. Çığ faciası…

Bir buldozer yerden taşları toprakları iter, bir yere yığar, geri döner tekrar taş toprakları alır aynı yere götürür. Gide gele gide gele, muazzam bir yığın olur. Artık buldozerin gücü o yığını itmeye, kıpırdatmaya yetmez, pes eder.

Ergenekon da bunlara benziyor. Dalga dalga geldikçe, arkası bir türlü kesilmiyor. Korkarım bir yere gelinecek ve buldozerin itme ve yığma gücü bitecek.

Bu ülkede şimdi iki parti var: Ergenekon karşıtları ve Ergenekon taraftarları. Birinciler kelle sayısı bakımından çoğunlukta, ikincilerin gücü ve ağırlığı var.

Ülkemizde büyük kanunsuzluklar ile yolsuzluklar hep birlikte olagelmiştir.

Ergenekon’da sadece kanunsuzluk ve yolsuzluk yok, daha nice kirli ve karanlık şeyler var.

Sivas ve Başbağlar hadiseleri Ergenekon’un işiymiş. Bunun için cezaevinde yatan militanları çıkartmışlar, giydirmişler, oralara götürmüşler, silahlandırmışlar ve iki faciayı sahneye koymuşlar.

Bu halk, Sünnî olsun, Alevî olsun böyle cinayetler işlemez. Arada farklılıklar vardır, genelde kız alıp vermezler ama birbirlerini asla boğazlamazlar. Tanıdığım Alevî bir esnaf var, dükkanına her gidişimde beni çok iyi karşılar. Hatta en son gittiğimde köpüklü güzel bir kahve ısmarladı. Kendisi içmedi, Muharrem orucu tutuyormuş. Bendeniz oruçlu değildim, mahcup oldum…

Yakın tarihimizde yapılanlara bakınız:

Türklerle Kürtleri birbirine düşürmek istediler.

Sünnîlerle Alevîleri birbirine düşman edip çatıştırmak istediler.

Dindarlarla laikleri, barış kabul etmez iki hasım sektör haline getirmeye çalıştılar.

Sağcılarla solcuları… Şucularla bucuları…

Bundan maksatları neydi?

Toplumsal barışı ve mutabakatı yıkarak Türkiye’yi parçalamak mı istiyorlardı?

Hangi Türkiyeli ülkesinin, vatanının parçalanmasını ister?

Bunların amacı neydi?

Biz Türk, Kürt, Çerkez, Gürcü, Arnavut, Boşnak, Pomak ve daha bir yığın etnik kökene mensup vatandaşlar bu ülkede barış ve mutabakat içinde yaşamak istiyoruz ama birileri buna izin vermiyor. Böyle bir şeyden hiç memnun olmuyor. Neden?

PKK meselesini kurcalayın, ardından Ermeni emelleri ve planları çıkacaktır.

Ergenekon’un ardında böyle hesaplar vardır.

Türkiye’nin menfaatleri Arap ve İslâm dünyası ile sıkı bir işbirliği içinde olmaktır. Ergenekon iradesi ise İslâm dünyasından uzak durmamızı ve İsrail ile sıkı işbirliği yapmamızı istiyor.

Niçin?

Birileri yirminci yüzyılda dünyada iki Yahudi rejimi kurulduğunu iddia ediyor…

Yakın zamana kadar Türkiye ile Suriye, sınır komşusu olmalarına rağmen sanki Moğolistan ile Nikaragua kadar bir birlerine uzaktı. Niçin? İki komşu devletin yoğun ticaret, turizm, kültür, eğitim ilişkilerine sahip olmaları gerekmez miydi? Hangi irade bunları ayırmış, aralarına aşılmaz duvarlar çekmiştir?

Hangi irade Türkiye’yi bir İsrail kolonisi haline getirmeyi amaçlamıştır?

Türkiye’nin yakın tarihini, bugünkü halini, Ergenekon’u ve saireyi anlamak istiyorsak bizde bir buçuk milyon Kripto Yahudi ve çok miktarda Kripto Ermeni bulunduğunu hiç hatırdan çıkartmamamız gerekir.

Türkiye’nin bugünkü hale gelmesinde Haçlıların, Siyonistlerin, ABD’nin, AB’nin büyük rolü olmuştur.

Türkiye halkının çekirdeği ailedir. Yıllardan beri sinsice aileyi yıkmak istiyorlar. Aile yıkılınca belki Fransa yıkılmaz ama Türkiye mutlaka yıkılır.

Zinanın suç sayılıp cezalandırılmasını niçin istemediler?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bütün Avrupa ülkelerinin üniversitelerinde başörtüsü serbest olduğu halde Türkiye’deki yasağı niçin kaldırmadı, niçin hukuk dışı bulmadı?

Bundan yıllarca önce ülkemizde 21 bin misyonerlik merkezi olduğunu yazdığımda bazıları “Atma, bu kadar da olmaz!..” demişlerdi. Hayır atmıyorum, rakam şimdi daha da büyümüştür. Şu veya bu kılıkla ülkemize gelip yerleşen Haçlılar kiraladıkları veya satın aldıkları evleri hem mesken olarak, hem de kilise ve misyoner faaliyet merkezi olarak kullanmaktadır. Sessiz sedasız…

Van’ın meşhur kalesi dibindeki şimdi düzlenmiş bulunan eski Van’da iki harap cami vardır. Bunlar niçin mükemmel şekilde restore edilip hem ibadethane, hem kültür merkezi olarak hizmete açılmıyor? Hangi irade buna izin vermiyor? Bu camiler perişan ve metruk (terk edilmiş) vaziyette iken Ahtamar kilisesi müceddeden restore edildi ve devlet töreni ile açıldı.

Bugünkü Ergenekon’u anlamak için 1923′te Başhaham Hayim Nahum’un aracılığı ile hazırlanmış olan “Gizli Lausanne Protokollerini” bilmek gerekir.

Bu protokoller hakkında niçin araştırma yapılmıyor?

Korkuyorum, Ergenekon Türkiye’yi çökertebilir…

Altmış Yolsuzluk Dosyasına Ne Oldu?

BU Ergenekon işi, Ümraniye’de bir gecekonduda bulunan silahlardan, bombalardan, patlayıcı maddelerden sonra açığa çıkmıştı.

O gecekonduda sadece silah, bomba, patlayıcı bulunmamış, ayrıca altmış kadar dosya bulunmuştu. Bunlar ülkemizdeki büyük yolsuzluklarla ilgili idi.

Şu anda bu dosyalardan pek bahseden yok. Dosyalar yok oldu…

Ülkemizi pençeleri arasına almış olan kirlilik, pislik ve kanunsuzluk sadece Ergenekon ile sınırlı değildir. Türkiye’de genel bir kokuşma vardır. Bu, inkâr edilmesi mümkün olmayan bir gerçektir. Pisliğin varlığının en büyük delili, temizlik ve saydamlık konusundaki uluslararası ankette Türkiye’nin notunun 10 üzerinden 4 olmasıdır.

Ülkemizdeki yolsuzlukların, pisliklerin, kirliliğin, kokuşmanın üzerine gidilmedikçe Ergenekon davası yetersiz kalacaktır.

Ecevit’in koalisyon iktidarı zamanında da çok yolsuzluklar olduğuna dair yaygın ve yoğun rivayetler bulunmaktadır. Bunların üzerine sünger çekilmiştir.

Son yüz yıl içinde yapılan yolsuzluklar, kirli işlerin bundan önceki kısmını tarihçiler inceleyip karara bağlamalıdır. Yakın tarihte yapılanları muhakeme etme işi ise yargıya aittir.

Pisliklerin ve kanunsuzlukların bir kısmının üzerine gitmek, bir kısmının üzerine gitmemek adalete, eşitliğe, demokrasiye ve bilgeliğe uygun olmaz. Ya hep ya hiç…

Kaynak : Milli Gazete

Kategori : Ergenekon2 Yorumlar


Advert

Anlık Yazışma

Arşiv